MAKALE

 

  “UCUZLAT, ÖNCE SENİN TESİSİNİ DOLDURAYIM”

 

Güneş, deniz, orman, dağ, tarih, kültür, inanç turizmi … Turizm denince ilk akla gelen herşeyin var olduğu ve ekstradan aynı anda hem deniz, hem kayak yapılabilen kaç ülke var? Bizde var.

Ancak biz bunları yeterince değerlendirip, tam karşılığını alabiliyor muyuz? Bu soruyu sayın Turizm ve Kültür Bakanı sayın Erkan Mumcu’ya sormak istiyorum.

 

Sayın Bakan;

Size, Antalya’da kurulu İNKAY-İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği olarak daha önceki bakanlık döneminizde de, yani 1999 sonu veya 2000 yılı başlarında da yazmış ve  sayın bakan turizm sektörümüz iyi yolda değil, bir turizm politikamız yok, herkes istediği gibi, istediği fiyatlarla satamamalı, bu ülke hepimizin, bu ülkenin doğal güzelliklerini bu kadar sistemsiz harcayamayız, turizm öğrencisi kendilerine hiç bir şey katmayan herşey dahil sistemi, 5-6 ay çalışıp, kalan dönemi boş geçirme, SSK’larının düşük yatırılması veya hiç yatırılmaması, üniversite bitirip asgari ücretle çalıştırılma gibi nedenlerden dolayı sektörü terke diyorlar, yerlerine eğitimsiz insanlar geliyorlar, eğitimsiz insanları genel müdür yapıyorlar, çünkü ucuz satılan işletmeler ucuza çalışan genel müdürleri tercih ediyorlar diyerek, bütün bunların sektörde sistemsizliği körükleyeceğini belirtmiş, acilen içinde sertifikasyon sisteminin de olduğu geniş bir turizm yasasına ihtiyaç var, demiştik.

Geçen bu dört yıl boyunca turizmde, o gün üstüne parmak bastığımız gibi herşey geri gitti. Turist sayısı arttı, döviz gelirlerimiz arttı söylevlerinin sonu gelmedi, ancak ortada bunu doğrulayacak şeyler yoktu. Bu ülkenin turizm başkenti Antalya’da 9-10 Euro’ya herşey dahil oda satılıyor SAYIN BAKAN. Bu ne demektir biliyor musunuz, benim içkim (rakı, bira, kola…) sulu, kendim tesisin altında üretim yapıyorum, havuzlarım yosunlu, hijyen değilim… Bunu ben söylemiyorum, bunu, bugün gel, yarına Allah kerim diye yutturmaya çalıştığımız turist söylüyor. Turizm yaptığını sanan idareciler biliyor, çalışanlar biliyor. Bizlerde bu ülkeyi idare eden sizlere söylüyoruz, ama hiçbir şey değişmiyor.

Sayın bakan, bir başka sorun da şu, isterseniz bunu bir soru ile başlayarak açıklamaya çalışayım; Yabancı uyruklu insanların turizm sektöründe çalışmalarına karşı mısınız?

Eğer karşıysanız ülkemize gelen turistlerin içinde sayı olarak 2.nci sırada bulunan ve 1.nci sırada görülen Alman vatandaşlardan daha çok döviz bırakan Rus turistlerle nasıl anlaşacağız? Rusça bilen vatandaş sayımız kaçtır? Ben söyleyeyim, anlaşabilecek, ne dediğini anlayacak, ehh işte çat pat anlatabilecek kadar insanımız minimum düzeydedir. Sohbet etmek mi, böyle sohbet edecek kadar o dili konuşanımız maalesef çok çok az sayın bakan.

Yok karşı değilim diyorsanız, yabancıların Türkiye’de çalışmaları, çalıştırılmaları ile ilgili yasa ve yönetmelikleri okudunuz mu?

Diyelim okudunuz, çalışma izinlerinin alınması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yetkili kılındığını biliyorsunuzdur mutlaka. İlk defa çalışmaya başlayacak olanlar için başvuruların konsolosluklardan yapılacağını, bunun için hepsi noter tasdikli 20 adet belgenin istendiğini de biliyor olmalısınız. Hadi tesadüfen, turist olarak gelen Ruslardan elemanı buldunuz da diyelim. Belgelerini de hazırladınız, başvurularını yapmak için ülkelerine de gönderdiniz, git ülkendeki konsolosluğa başvur diye, o oradan başvurdu, siz de 3 gün içinde Ankara’ya Çalışma Bakanlığı yabancılar şubeye bu belgeleri götürdünüz. İzin başvurusu başladı, araştırmalara başlandı mı sizce?

KOSKOCA BİR HAYIR SAYIN BAKAN.

Bakanlıkta görevli memurlar, ofislerinde öyle bir karmaşıklığın içindeler ki, sağlam ve eksiksiz gelen belgeleri birbirine öyle karıştırmışlar ki, bu birbirine girmiş evrakların hangi tesise, kime ait olduğunu çözmeye çalışmaktan iş - miş yapmıyorlar. Tesislerin üst yazılarını bulup bulup, EVRAKLARINIZ EKSİK diye yazılar yazıp gönderilen o 20 adet evrağı yeniden ve hatta bazı tesislerden 3.ncü kez istemekle meşguller.

İşletmeler sezona girecek, sezon açılıyor, ekibini kurmaya çalışıyor . Bu sektörde, özellikle Rus vatandaşlarının dillerine, ayrıca da animasyon ekibi için becerilerine ihtiyaç var. Ancak bakanlık memurlarının, sektörü hiç tanımadan, belki bir çoğunun turist olarak bile içinde bulunmadığı turizm sektörü için, oturdukları yerden ahkam kesmelerinin sorumlusunun sayın memurlar değil, sistemi kuramayan, bütün yükü sadece Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesine alan, hiç olmazsa bölge çalışma müdürlüklerini de işin içine katmayan, yasanın çıkarılmasını sağlayan içinde sizin de bulunduğunuz bakanlar kuruludur. Lütfen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yabancılar Şubesini bir ziyaret edin. Gördüklerinizi de kamu oyu ile paylaşın. Haa bir de şöyle bir durum var ki, bu daha içler acısı, bakanlıktan geri dönen evraklardan birçoğu, yurt dışındaki Türk Konsolosluklarındaki noterlere onaylatılan belgeler. Neymiş olmazmış, yurt içindeki noterlerden onaylı olacakmış. Sayın bakan, bu yasayı yurt içindeki noterler mi çıkarttırdı acaba? Hani 20 evrak da az parayla tasdiklenmiyor çünkü, bir evrak 20 milyon olsa, toplamı siz hesaplayın artık, ne dersiniz?

Sayın başbakanın, turizmde birinci kalkınma dönemini rahmetli Turgut Özal başlatmıştı, ikinci turizm kalkınma dönemini de biz başlatıyoruz, hedef 1 milyon yatak, 30 bin turist … diye söylemine, bu işin içinde olan bizler şu soruyu yöneltiyoruz,

“Mevcutları doğru dürüst işler, ülke imajını sarsmaz hale getirmeden 1 milyon yatağı nasıl kontrol edeceksiniz?”

Bırakın 1 milyon yatağı, yapabiliyorsanız, mevcutları bile sıraya koyup, bir yıl yarısını, ikinci yıl diğer yarısını işletip, işletilmeyen tesisleri diğer yerlerle hem işletme sahipleri ve hem de çalışanlar bazında destekleyerek (bunu uzakdoğu da bir ülke yapmıştı, ismini hatırlayamadım) şu anda İtalya’nın yaptığı gibi oda-kahvaltı $ 600 US fiyatla satmayı sağlamayı deneyerek, ucuz ülke imajını silin. Çünkü tur operatörlerinin sloganı hala aynı,

 

“UCUZLAT, ÖNCE SENİN TESİSİNİ DOLDURAYIM”

 

 

Bülent Çapar

İNKAY Başkanı