| MAKALE | ||
|
Şu anda saat 16.45. 16.00 – 24.00 vardiyası çalışanlarını taşıyan servis otobüsleri gelemedi. Sabah 08.00 – 16.00 vardiyasına geldim hala çalışmaya devam ediyorum. Gelecek arkadaşlarıma henüz vardiyamı teslim edemedim. Yaklaşık 8 saattir ayaktayız. Bu beni çok fazla üzmüyor. Daha çok yolda mahsur kalan arkadaşlarımı düşünüyorum. Bir otobüsün içinde yaklaşık 1 saat 15 dakikadır bekleşiyorlar. Sıcak, rutubet... Sinirler alabildiğine gergin. İşyerinde aynı gergin bekleyiş.
Nerde kaldılar, daha ortada yoklar. Daha gelecekler, üzerlerini değiştirecekler, sinirlerini yatıştıracaklar. Kokularını sürecekler ve misafirlere güler yüz gösterecekler. Rol yapacaklar yani.
Saat de 17.00 oldu. Hala ses yok.
– Derhal efendim, buyurun bir bardak suyunuz.
Yol açılmış mıdır acaba? Hay Allah, şimdi Boğaçay köprüsünü geçmiştik. Akşam 19.00 matinesine sinemaya gidecektik. Nerde kaldı bu servis otobüsleri. Ayaklarım da nasıl ağrıyor.
- Masanız derhal hazır olacak efendim. Ahmet bak canım 16 numaralı masayı hemen hazırlayalım.
Kızım da çok istiyordu bu akşam bu filme gitmeyi. Nasıl anlatıcam ki ben ona, şu anda yol yapılıyor, dinamitler atılıyor da, vardiyayı devredecek arkadaşlarım gelmedi.. ben de bu yüzden eve ancak bu saatte gelebildim, yarın gideriz kızım olur mu ? Ama baabbaaaaaaaaaa…
Hay Allah saat 17.30. Hala yoklar. Zavallı arkadaşlarım o keşmekeş yolda ne durumdalar kimbilir. Biz yine kapalı ortamda ve klimaların arasındayız. Onlar kavrulmuşlardır kesin.
Bu yolda turistler de var değil mi. Vay anasına. Onlar da bekliyorlar. Bu rezalet için ne diyorlar acaba. Yetkililer de açıklamıştı. “Bunları sizin için yapıyoruz. Daha rahat gelip-gidin diye. Azıcık daha sıkın dişinizi…”
Yaaa, bu gelenler seneye de gelecekler mi? Bu rezalet varken gelmezler. Adamlar 15 gün tatil yapacaklar toplamda 2 günü bu yolda geçerse, bir daha niye gelsinler ki. Geleceklere bile aman ha, sakın… da diyebilirler.
Hay Allahım yaaa. Nerde kaldı bu arabalar, saat 18.00 oldu.
Ya gelmezlerse! Desene biz gelecek yıl yine 5-6 ay ya çalışırız, ya çalışamayız. Kızım da çatlamıştır meraktan. Arayıp ertelememiz gerektiğini anlatayım annesine de o da ben gelinceye kadar alıştırsın bari kızımızı.
Şu anda bu yolda bir sürü araç ve insan vardır. Mutlaka aralarında hastası vardır, ambulansı vardır. Havaalanına yetişmek isteyeni vardır. Benim gibi bir çoklarına söz vermişleri, bekleyenleri vardır. Düşünsenize binlerce araç 30 kilometrelik bir kuyruk oluşturmuş bekliyor.
Gerçekten turist arabaları da vardır değil mi içlerinde. Ne düşünüyorlardır acaba. Ya mesai arkadaşlarım. Mahvoldu çocuklar yolda. Her gün her gün aynı şey yaşanır mı.
Yetkililer ne diyorlarmış, “sizin için, hepsi sizin için…” Peki siz o güneşin altında, hemen her gün minimum 2 saat işyerinize ulaşmayı beklediniz mi hiç? Ya da turist olarak bulunduğunuz yerlerde, bu kadar süre yolda bekletildiniz mi hiç? Antalya – Kemer karayolunun yapımı, dinamitlerin patlatılması, herşeyin güzele gittiği, Amerika’nın henüz yeni bir pürüz açmadığı bölgemizde, dolayısıyla erken başlamış bir sezonda, sezonun başladığı bir zamanda mı yapılmalıydı? Alçak sezon tabir edilen kış döneminde patlatmalar yapılamaz mıydı? Üstten ikinci bir yol açılamaz mıydı? Amerika’nın yerine biz mi baltaları kuşandık 2004 yılı turizmini batırmak için.
Of ayaklarım ayakta durmaktan mahvoldu. Kızıma ne diycem.
Ya turist ne düşünecek… hay Allahım bu iş kış döneminde yapılamaz mıydı? Şimdi ara verilemez miydi. Ya da üstten ikinci bir yolu açmak daha kolay ve daha ucuz olmaz mıydı.
Koca koca kayalar, koca koca kayalaaar… üstüme üstüme geliyorlar… imdaaaaat, imdaaaaat… Çekin şu taşları, çekin şu taşları üzerimden, çekiiiiiiiiiiiiiiiiin…
Bülent Çapar İNKAY Başkanı
|
||
|
|