|
- İş Kanunu’nda “aylık çalışma saati 225 saattir”
ibaresi nerede yer alıyor?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi, haftalık çalışma süresinin "45"
saat olduğunu, aksi kararlaştırılmadıkça bu sürenin çalışma günlerine
eşit olarak dağıtılacağını hükme bağlamaktadır. Buna göre, haftanın 6
günü çalışılan bir işyerinde günlük çalışma süresi "7.5" saat
olacaktır. SSK işlemlerinde ay 30 gün olarak dikkate alınmakta,
dolayısıyla aylık çalışma süresi de "30x7.5=225 saat olarak
uygulanmaktadır. 4857
sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi, haftalık çalışma süresinin "45" saat
olduğunu, aksi kararlaştırılmadıkça bu sürenin çalışma günlerine eşit
olarak dağıtılacağını hükme bağlamaktadır. Buna göre, haftanın 6 günü
çalışılan bir işyerinde günlük çalışma süresi "7.5" saat olacaktır.
SSK işlemlerinde ay 30 gün olarak dikkate alınmakta, dolayısıyla aylık
çalışma süresi de "30x7.5=225 saat olarak uygulanmaktadır.
|
|
- Zorunlu iş günü prim ödemesini tamamlayan bir
çalışan, sigorta prim ödemelerini durdurarak çalışmaya devam edebilir
mi? Bundan sonraki ödemeleri, emekli aylığının miktarını etkiler mi?
Çalışmaya devam edildiği
sürece sigorta primlerinin ödenmesi, yasal açıdan zorunluluk arz
etmektedir. Ayrıca, ödenen bütün bu primler emekli maaşının hesabında
dikkate alınmaktadır.
|
|
- SGDP ödeyerek çalıştırılmakta olan emekli bir
personel, işten çıkartılması durumunda kıdem tazminatından başka ihbar
tazminatına da hak kazanır mı? Diğer yandan, işsizlik fonundan para
alması için İş-Kur’a bildirge verilir mi?
SGDP'li olarak çalışan bir personelin işten çıkartılması durumunda,
4857 sayılı yasa gereği, ihbar tazminatı almaya hak kazanması şartıyla
kendisine ihbar tazminatı ödenmektedir. Ancak, emekli olduğu ve
SSK'dan maaş aldığı için, işsizlik sigortası alması söz konusu olamaz.
|
|
- SSK'lı olarak çalışan ve 5800 iş gününü doldurmuş
olan bir kişi, eğer kendi iş yerini açar ve vergi mükellefi olursa,
Bağ-Kur'lu olmadan SSK'dan emekli olmayı bekleyebilir mi? Bu durumda,
bir işyerinde çalışırken kendi işyerini açtığı için vergi mükellefi
olması o kişiye sorun yaratır mı?
SSK ile ilişkinin
kesilmediği durumlarda Bağ-Kur'lu olmaya gerek yoktur. Ancak, SSK ile
ilişkinin kesildiği durumlarda, kendi iş yerini açmış olan kişinin
Bağ-Kur'lu olması bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. Diğer taraftan,
vergi mükellefi olmak, SSK ile ilişkinin kesilmesini gerektirmez, bir
sorun yaratmaz. Ancak, SSK prim ödemelerinin durduğu andan itibaren
ödenen primler Bağ-Kur'a devir olur ve Bağ-Kur'a tabi olarak emeklilik
işlemleri yürütülür. Bu durumda da SSK'dan emekli olma şansı ortadan
kalkmış olur.
|
|
- İşçiye; 6 gün (45 saat) çalıştıktan sonra, çalıştığı
7.gün için fazla mesai verilir mi? Fazla mesai hangi hallerde ödenir?
Fazla mesailerin işverence ödenmeyip izin kullandırma hakkı var mıdır?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesi fazla çalışmayı düzenlemektedir.
Buna göre, haftalık "45 saat”i aşan çalişmalar fazla çalişma olarak
kabul edilmekte ve bu süreler için fazla çalişma ücreti ödenmesi
gerekmektedir. Ancak, ayni kanunun 63. maddesi uyarinca, "2 aylik”
dönemlerle ortalama çalışma süresinin haftalık "45 saat” olarak
gerçekleşmesi şartiyla, bazi haftalarda çalişma süresi "45 saat”i aşsa
dahi, bu çalişma fazla çalişma olarak kabul edilmez. Işçi kendisi
isterse fazla çaliştigi saatler karşiliginda ücretinde herhangi bir
kesinti yapilmaksizin izin kullanabilir.
|
|
- İşverenin işten çıkardığı bir çalışanının brüt
ücreti, kıdem tazminatı tavanından büyükse ve işveren de kıdem
tazminatını bu tutardan ödemek istiyorsa, hesaplama nasıl yapılır?
Kıdem tazminatı ödenirken
en üst sınır, kıdem tazminatı tavanı olabilmekte, bunun üzerindeki
ödemeler, ücret gibi değerlendirilerek gelir vergisi, SSK vb.
kesintilere tabi olmaktadır.
|
|
- Bayram tatiline girdikten sonra, bayram sonrası hiç
çalışmayan bir kimse, ayrıldığında maaşı hesaplanırken bayram tatili
ücretinden yararlanır mı?
Bir işçinin bayram tatili
sonrası işten ayrılması durumunda, bayram tatiline ilişkin ücret
kendisine ödenmektedir.
|
|
- Cumartesi pazar tatil olan bir işyerinde, yıllık izin
kullanımlarında cumartesi pazar iznin içinde midir?
4857 sayılı İş Kanunu
gereği, bir hafta "6" çalışma günü ve bir günlük hafta tatili olarak
kabul edildiğinden; yıllık izin süresinin hesabında pazar günleri
ayrıca dikkate alınmakta, ancak cumartesi günleri yıllık izin
süresinden sayılmaktadır.
|
|
- Kıdem tazminatı hesaplanmasında, özel sağlık sigorta
bedelleri de hesaplamaya dahil olur mu?
1475 sayılı Kanun'un kıdem tazminatını düzenleyen 14.maddesi uyarınca,
işçiye düzenli olarak sağlanan para ve para ile ölçülebilen
menfaatlerin tümü, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaktadır.
Buna göre; sağlık sigortası tutarı da kıdem tazminatı
hesabında dikkate alınacaktır.
|
|
- Bir iş sözleşmesinde yer alması gereken konular
nelerdir?
Bir iş sözleşmesinde yer alması gereken noktalar 4857 sayılı kanunun
8. maddesinde belirtilmektedir.
MADDE 8. - İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı
olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi
üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.
İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir
şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş
sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga
vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.
Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en
geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da
haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret
ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde
tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge
vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş
sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık
süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde
işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.
|
|
- İhbar ve kıdem tazminatı hesaplanırken dikkat
edilecek noktalar nelerdir? Hesaplama şekli nasıldır, oranları
nelerdir?
Kıdem tazminatı hesaplanırken çalışılan her yıl için işçinin düzenli
olarak aldığı brüt ücretler toplamının bir aylık tutarı dikkate
alınır. Ancak, bu rakam her yıl bakanlar kurulu tarafından tespit
edilen kıdem tazminatı tavanını geçemez.
İhbar tazminatı hesabında ise, işçinin çalışma süresine
bağlı olarak değişen sürelere isabet eden tutar tazminat olarak
ödenir. "2005" kıdem tazminatı tavanı ve ihbar sürelerine ilişkin
detaylar şöyle:
KIDEM TAZMİNATI (1.7.2005'e kadar) : 1648.9 YTL
KIDEM TAZMİNATI (1.7.2005'den itibaren) : 1727.15 YTL
İhbar süreleri:
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin
diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi
için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta
sonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi
için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta
sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim
yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
feshedilmiş sayılır.
Herhangi bir ihbar ödenmesi gerektiğinde bu süreler
dikkate alınmalıdır.
|
|
- Ara dinlenmesinin süresine ilişkin üst sınır var
mıdır?
Yasada belirtilen ara dinlenmesine ilişkin süreler alt sınırlar olup,
herhangi bir üst sınır yer almamaktadır. Çalışma sürelerine paralel
olarak ara dinlenmesini düzenleyen madde aşağıda yer almaktadır.
Ara dinlenmesi
MADDE 68. - Günlük çalışma süresinin ortalama bir
zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak
suretiyle işçilere;
a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş
dakika,
b) Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar (yedibuçuk
saat dahil) süreli işlerde yarım saat,
c) Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat,
ara dinlenmesi verilir.
Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir.
Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler
ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak
kullandırılabilir.
Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik
saatlerde kullandırılabilir.
Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.
|
|
- Çalıştığı firmadan kendi isteği ile ayrılan kişi
tazminat alabilir mi?
Kendi isteği ile işten ayrılan kişi, bildirim süresi içinde yeni iş
arama iznini kullanabilir.
Kişi, işten kendi isteği
ile ayrıldığı için kıdem tazminatına hak kazanmamış demektir.
İşsizlik sigortasından
herhangi bir ödeme alabilmek için işin gereklerinden ya da haklı bir
nedenden hareketle işten ayrılmış olmak gerektiğinden kendi isteğiyle
işinden ayrılan kişinin işsizlik ödeneği alabilmesi mümkün
olmamaktadır.
|
|
- Özel Sigorta primi, ücret hesaplamalarında gelir
vergisinden hangi oranda düşülmektedir?
Bireysel emeklilik
sistemi ve özel sigorta primlerine ilişkin yapılan düzenlemelere göre;
bireysel emeklilik sistemi kapsamında ödenen primlerin aylık gelirin
brüt tutarının "% 10"'una kadar olan kısmı, özel sigorta primlerinin
ise aylık gelirin brüt tutarının "% 5"'ine kadar olan kısmı gelir
vergisi matrahından indirilebilmektedir. Ancak, bir yıl içinde
gerçekleştirilebilecek toplam indirim tutarı, asgari ücretin yıllık
brüt toplamını geçemeyecektir.
|
|
- İşyerinde haftada 3 gün, bir saat, ayda 12 saat
çalışma süresi karşılığı aylık net x tutarında net bir ücret ödenen
bir kişinin kıdem tazminatı hesabında ücreti nasıl hesaplanır?
"4857" sayılı iş
kanununun kısmi süreli çalışmayı (part-time) düzenleyen hükümleri
uyarınca, işçinin salt kısmi süreli sözleşmeye bağlı olarak çalışması
nedeniyle farklı bir uygulamaya tutulması söz konusu değildir. Buna
göre; kısmi süreli sözleşmeye bağlı olarak çalışan bir işçinin kıdem
tazminatı, çalıştığı yıl sayısı ile aylık brüt gelirinin çarpılması
yoluyla hesaplanmaktadır.
|
|
- İşten çıkarılırken kıdem tazminatı hesabında,
kullanılmayan yıllık izin ücreti, net maaş üzerinden mi, brüt maaş
üzerinden mi hesaplanır?
4857 sayılı İş Kanunu'nun
57. maddesi uyarınca, yıllık izin ücretin hesabında sosyal yardımlar,
fazla çalışma ücreti, tatil ücreti gibi asıl ücrete ek olarak ödenen
haklar dikkate alınmamaktadır.
|
|
- SSK'dan rapor almış bir personelin raporlu olduğu
günler için işveren tarafından SSK'ya prim ödemesi ve personele
herhangi bir ücret ödemesi yapılır mı?
Bir işçinin SSK'dan rapor alması durumunda işe
gelmediği günlere ilişkin olarak (iş kazaları ve meslek hastalıkları
sigortası hariç) SSK primleri ödenecektir. Çalışılmayan günlere ait
ücret işçiye tam olarak ödenecek, SSK tarafından bugünlere ilişkin
olarak ödenen iş göremezlik ödeneği ise işveren tarafından
alınacaktır.
|
|
- 17.06.1999 tarihinde işe giren bir çalışan 14 günlük
iznini hangi tarihe kadar, 20 günlük iznini ise hangi tarihten sonra
kullanabilir?
"4857" sayılı kanunun yıllık izin sürelerini düzenleyen "53. Maddesi”
uyarınca, işçilere verilecek yıllık izin süresi bir yıldan beş yıla
kadar (dahil) "14 gün”dür. Buna göre, "17.06.1999" tarihinden beri
çalışmakta olan bir işçinin, bu zaman zarfında yıllık izin
hakketmesine engel teşkil eden bir boşluk bulunmuyorsa; "20 günlük”
izin süresini hak edeceği tarih, "17.06.2005" olacaktır.
Madde 53:
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet
süresi;
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara
on dört günden,
b) Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi
günden,
c) On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı
günden,
az olamaz. ...
Yaklaşık 2 senedir bir şirkette görev yapan üst düzey
bir yöneticiye, yeniden yapılanma adı altında orta düzey yönetici
pozisyonunda bir görev öneriyor. Belirsiz süreli sözleşmesinde de,
“İşveren lüzum gördüğü takdirde işçinin işini değiştirebilir. İşçi
tayin edileceği işte çalışmayı taahhüt eder” yazıyor..
|
|
- Bir yıllık belirli süreli sözleşme yapmaya kesin bir
neden göstermek gerekli mi? Ne şartlarda belirli süreli sözleşme
yapabiliriz? Belirli süreli çalışan sözleşmeli personele, sözleşmenin
kendiliğinden sona ermesi halinde kıdem tazminatı ödenir mi?
"4857 sayılı İş Kanunu’nda belirli süreli iş
sözleşmesinin hangi şartlarla yapilacagi detayli bir biçimde
açiklanmaktadir. Buna göre, herhangi bir işyerinde belirli süreli iş
sözleşmesi yapilabilmesi için, belirli bir hedefe ulaşilmasinin
amaçlanmasi, objektif koşullara dayanan bir gerekçenin bulunmasi
gerekmektedir. Belirli süreli iş sözleşmeleri hakli bir nedene
dayanmaksizin üst üste tekrarlanamaz. Bu şartlari saglayan bir belirli
süreli iş sözleşmesinin bitiminde çalişma süresi bir yil veya daha
fazla ise, işçi kidem tazminati hakkina sahip olacaktir ama ihbar
tazminati alamayacaktir.
"Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi
MADDE 11 - İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak
yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli
işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun
ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi
arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş
sözleşmesidir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden
olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş
sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri,
belirli süreli olma özelliğini korurlar."
|
|
- SSK'dan emekli olan kişilerin aynı işyerinde işe
devamı sonucunda oluşabilecek izin hakkı nasıldır? Emeklilikten önce
var olan kullanılmayan izinlerin durumu ne oluyor?
Emeklilik durumunda söz konusu iş sözleşmesinin sona erdiği kabul
edildiğinden, var olan haklar sıfırlanmaktadır. Kullanılmayan yıllık
izin sürelerine ilişkin ücretler sözleşmenin feshi nedeniyle, işçiye
ödenmektedir. dolayısıyla, aynı işyerinde çalışmaya devam edilse bile,
yıllık izin süresi işe yeni başlandığında olduğu üzere, ilk yıldan
itibaren "14" gün olarak uygulanmaktadır. Ancak, "4857" sayılı iş
kanununun yıllık izin sürelerini düzenleyen, "53. maddesi” uyarınca;
"50" yaşını dolduran işçiye verilecek yıllık izin süresi "20" günden
az olamayacaktır.
|
|
- Yıllık izin süresi hesaplanırken işten çıkış işlemi
yapıldıktan sonra askere gitmiş, gelmiş dönüşünde aynı iş yerinde
göreve başlamış personelin izni eski süreden mi devam eder?
Yıllık izin süresinin hesabında, aralıklarla aynı işyerinde çalışılan
süreler birleştirilerek dikkate alınır. Örneğin; herhangi bir
işyerinde "8 ay” çalıştıktan sonra işten ayrılan bir işçi aynı
işyerinde çalışmaya başlaması durumunda, "4 aylık” çalışmanın ardından
yıllık izne hak kazanacaktır.
|
|
- İş sözleşmesinde "6 aylık" dönemlerde zam yapılacağı
taahhüt ediliyorsa ve belirtilen zamanda zam yapılmıyorsa, bu durum
sözleşmenin feshi için neden teşkil eder mi?
Ücretlere hangi şartlarla zam yapılacağı konusunda kanuni bir
sınırlama bulunmamaktadır. Ancak, bu konunun sözleşmede yer alması ve
sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi durumunda, işçinin fesih
hakkı ortaya çıkacaktır.
|
|
- Personelin işe geç gelmesi ya da izinsiz olarak hiç
gelmemesi durumlarında ne tür uygulamalar yapılabilir?
Işçinin işe geç gelmesi
sikça tekrarlanan bir durum oldugunda, bu konuda uyarilmasi ve
savunmasinin alinmasi mümkündür. Uyariya ragmen durumun degişmemesi
halinde, 4857 sayili Iş Kanunu'nun 18.maddesinde yer alan, işçinin
davranişlarindan kaynaklanan nedenler bölümüne dayanarak, işçinin
haklarini ödeyerek iş sözleşmesi fesih edilebilir.
|
|
- Çalışanın kendisine önerilen yeni pozisyonu kabul
etmemesi durumunda işverenin yaptırım hakkı doğar mı?
Sözleşmede iş
değişikliklerinin çalışan tarafından kabul edileceği yönünde bir madde
bulunması, işverene bu konuda istediği değişiklikleri yapabilme
olanağı vermektedir. Yapılan değişiklikleri kabul etmemeniz durumunda,
sözleşmede yer alan bu hükme dayanılarak "sözleşmeye aykırılık"
gerekçesiyle iş sözleşmesi fesih edilebilir. Sözleşmedeki hüküm açık
bir biçimde bu konuya yer verdiğinden, aksi yönde bir hak iddia etmek
mümkün olmayacaktır.
|
|
- Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak
kazanılmasını sağlayan bir nedenle sona ermesi durumunda; sözleşmenin
feshiyle birlikte hak kazanılan kıdem tazminatı, herhangi bir
taksitlendirmeye tabi tutulmaksızın peşin olarak ödenir mi?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesi; kısmi süreli iş sözleşmesiyle
çalışan işçiye farklı bir uygulama yapılamayacağını; ücret ve paraya
ilişkin bölünebilir menfaatlerini, çalışma süresine orantılı bir
biçimde hak edeceğini vurgulamaktadır.
Kısmî süreli ve tam süreli iş sözleşmesi
MADDE 13 - İşçinin normal haftalık çalışma süresinin,
tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde
daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.
Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi,
ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî
süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme
tâbi tutulamaz. Kısmî süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin
bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye
orantılı olarak ödenir. Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte
tam süreli çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı
takdirde, o işkolunda şartlara uygun işyerinde aynı veya benzer işi
üstlenen tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır.
İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık
yer bulunduğunda kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî
süreliye geçirilme istekleri işverence dikkate alınır ve boş yerler
zamanında duyurulur.
|
|
- Kıdem tazminatı hesaplanırken yol ve yemek ücreti
normal 30 gün üzerinden mi, yoksa bir aydan hafta sonları (cumartesi
ve pazar) 8 gün düşülerek 22 gün üzerinden mi hesaplanır?
Kıdem tazminatı
hesabında, işçiye yapılan düzenli ödemeler toplamı dikkate
alınmaktadır. Buna göre, işçiye çalıştığı sürede ödeme nasıl
yapılıyorsa, kıdem tazminatı hesaplanırken de aynı yöntem dikkate
alınacaktır.
|
|
- Kıdem tazminatı hesaplanırken yol ve yemek ücreti
normal 30 gün üzerinden mi, yoksa bir aydan hafta sonları (cumartesi
ve pazar) 8 gün düşülerek 22 gün üzerinden mi hesaplanır?
Kıdem tazminatı
hesabında, işçiye yapılan düzenli ödemeler toplamı dikkate
alınmaktadır. Buna göre, işçiye çalıştığı sürede ödeme nasıl
yapılıyorsa, kıdem tazminatı hesaplanırken de aynı yöntem dikkate
alınacaktır.
|
|
- Belirsiz sözleşmeli olarak çalışan bir personelin,
SSK primleri yatırılırken, çalışılan süre içerisinde işçinin girdi
çıktısı yapılabilir mi?
Herhangi bir işyerinde, iş sözleşmesine bagli olarak
çalişan bir işçinin çalişmasinin devam ettigi sürede giriş-çikiş
yapilmasi gibi bir uygulama bulunmamaktadir. Böylesi bir uygulama
gerçekleştirildiginde; iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda, işçinin
çaliştigi süre, işe ilk girdigi tarih esas alinarak hesaplanacaktir.
|
|
- Yeni İş Kanunu ile ilk kez gündeme gelen “Çalışma
süresinin denkleştirilmesi” konusunda uygulama nasıl olacaktır?
4857 sayılı Yeni İş Kanunu ile getirilen bu yeni
uygulama, çalışma sürelerinin belirlenmesi konusunda esnekliğin yolunu
açmaktadır. Yasada, esas itibariyle günlük çalışma süresi ”7.5 saat”,
haftalık çalışma süresi “45 saat”, aylık çalışma süresi “225 saat”
olarak belirtilmektedir. Ancak, iş yogunlugunun sürekli olarak ayni
tempoda devam etmeyebilecegi dikkate alinarak, bu konuda esnekligin
yolu açilmaktadir.
Bu esnekligin uygulanmasiyla, yogunlugun azaldigi
günlerde işçilerin işyerinde zaman kaybetmelerinin, yogunlugun arttigi
zamanlarda da işin aksamasinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadir. Yeni
yasayla birlikte, günlük çalişma süresi “11 saat”i, haftalık çalışma
süresi de bu sürenin o işyerinde çalışılan gün sayısıyla çarpımından
ortaya çıkan süreyi aşmamak kaydıyla esnek bir biçimde
belirlenebilecektir. Burada dikkate alınması gereken konu, haftalık
çalışma sürelerinin iki aylık dönemlerle denkleştirilmesi; haftalık
çalışma süresi ortalamasının yasada belirlenen “45 saat”e getirilmesi,
fazla çalışılan her haftanın karşılığında aynı oranda az çalışılan bir
haftanın yer almasıdır.
|
|
- Çalıştığım işyerinin taşınması nedeniyle işyerinden
kendi isteğimle ve tazminatımı alarak ayrılıyorum. İşveren tazminatımı
6 yada 8 aya yaymak istiyor, bense tamamını bir seferde almak
istiyorum. Yasal prosedür nedir ?
Herhangi bir iş
sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılmasını sağlayan bir nedenle
sona ermesi durumunda; sözleşmenin feshiyle birlikte hak kazanılan
kıdem tazminatı, herhangi bir taksitlendirmeye tabi tutulmaksızın
peşin olarak ödenir.
|
|
- Emeklilik süresi gelmiş bir kişi, işverenin isteğiyle
emekliye ayrılmak zorunda kalabilir mi?
4857 sayili Iş Kanunu'nun feshin geçerli nedene
dayandırılmasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı 18. maddesi, fesih
için neden olarak kabul edilebilecek ve edilemeyecek konular hakkında
detaylı bilgiler vermektedir. Feshin geçerli kabul edilmesini sağlayan
sebeplerin sayıldığı bölümde, "işçinin yetersizliğinden kaynaklanan
sebepler" başlığı altında, emekli yaşına gelmiş olmak da fesih için
geçerli bir neden olarak belirtilmektedir.
Buna göre, herhangi bir işçinin emeklilik yaşına gelmiş
olması durumunda, işçinin yetersizliğini gerekçe göstererek iş
sözleşmesi fesih edilebilecektir.
|
|
- İş sözleşmemin işveren tarafından fesih edilmesi
durumunda kıdem tazminatımı almama engel olabilecek gerekçeler neler
olabilir. Örneğin; "işe bir saat geç gelmek" tazminatsız fesih için
bir gerekçe teşkil eder mi?
Hayır. İşe geç kalmak, tazminatsız fesih için gerekçe
sayılmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II bendi, tazminatsız
fesih içi geçerli olan koşulları açıklamaktadır.
1475 SAYILI İŞ KANUNU
Kıdem tazminatı
Madde 14- (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983-2869/3 md.)
Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II
numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında (bu madde 4857 sayılı
yasada madde 25’te düzenlenmektedir)
2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca
(bu madde, 4857 sayılı yasada madde 24’te düzenlemektedir)
3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,
4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya
sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan
ödeme almak amacıyla;
5. ...sigortalılık süresini ve prim ödeme gün yasını
tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren
bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü
sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten
itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için
işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.
Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
4857 SAYILI İŞ KANUNU
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı
MADDE 24
Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı
hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim
süresini beklemeksizin feshedebilir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin
niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için
tehlikeli olursa.
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup
görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile
bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu
sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya
şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya
sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin
şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda
bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı
sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi
üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır,
sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi
gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet
kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler
tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene
bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri
veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden
ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği
sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman
esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut
çalışma şartları uygulanmazsa.
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile
işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.
İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı
MADDE 25
Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda
yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim
süresini beklemeksizin feshedebilir:
I- Sağlık sebepleri:
a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan
yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya
sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı
ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.
b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek
nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık
Kurulunca saptanması durumunda.
(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin
hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş
sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin
işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini
altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre
74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş
sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için
ücret işlemez.
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
benzerleri:
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı
noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde
bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut
gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni
yanıltması.
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden
birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya
davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet
kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde
bulunması.
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden
birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye
aykırı hareket etmesi.
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak,
hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi
doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle
cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir
sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki
defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç
işgünü işine devam etmemesi.
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri
kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin
güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp
da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve
maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara
ve kayba uğratması.
III- Zorlayıcı sebepler:
İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile
çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.
IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması
halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması.
İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere
uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri
çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
|
|
- Doğum nedeniyle kullanılacak ücretli ve ücretsiz izin
sürelerinin, yıllık ücretli izin hakkı elde edilmesi için geçmesi
gereken süreye etkisi nedir?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 74. maddesine göre, kadın
işçilerin doğumdan önce 8 hafta ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere
toplam 16 hafta ücretli izin hakları bulunmaktadır.
Aynı Kanun'un 55. maddesi uyarınca; bu süreler, yıllık
ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayıldığından elde
edilen yıllık ücretli izin hakkının kullanılmasına engel teşkil etmez.
Ayrıca, doğum yapan işçiye isteği halinde 16 haftalık ücretli izin
hakkının dolmasından itibaren 6 aya kadar ücretsiz izin
verilebilmektedir.
Bu süreler yıllık ücretli izin süresinin hesabında
dikkate alınmadığından; 16 haftalık ücretli iznin ardından izin
kullanılması durumunda, yıllık ücretli izin hakkının elde edileceği
zaman kullanılan izin kadar ileri bir tarihe kayacaktır.
Analık halinde çalışma ve süt izni
MADDE 74.
Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra
sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için
çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce
çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak,
sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi
isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu
durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere
eklenir.
Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve
işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir.
Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.
Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller
için ücretli izin verilir.
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile
kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde
işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.
İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin
tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden
sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli
izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.
Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını
emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu
sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi
kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.
Yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller
MADDE 55.
Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının
hesabında çalışılmış gibi sayılır:
a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan
ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı
bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).
b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan
önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.
c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra
veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine
gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).
d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler
yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak
işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe
başlaması şartıyla).
e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar.
f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.
g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre
röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi
gereken yarım günlük izinler.
h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları,
hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği
görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan
meclis,kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile
ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına
işçi veya sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam
edemedikleri günler.
ı) İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya
babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde üç güne
kadar verilecek izinler.
j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci
maddedeki kısa çalışma süreleri.
k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş
bulunan yıllık ücretli izin süresi.
|
|
- Haftanın belli günleri çalışan "part-time"
işçilerimizin; yıllık ücretli izin, kıdem tazminatı, ihbar öneli gibi
hakları hesaplanırken, hangi ölçülere uyulması gerekmektedir?
4857 sayili iş kanununun kismi süreli çalişmayi
düzenleyen "13." maddesi; kismi süreli işçinin bölünebilir menfaatleri
olan, ücret, ikramiye, bayram harçligi v.b.'nin çalişma süresi oranina
bagli olarak belirlenecegini vurgulamaktadir. Ancak, "yillik izin,
kidem tazminati, ihbar öneli v.b." şartlarin tam süreli işçinin
haklariyla eşit olarak belirlenecegini bildirmektedir.
|
|
- Ücret bordrosunda yıllık ücretli izin günü
gösterilirken hafta tatili eklenir mi?
Yıllık izin süresi hesaplanırken hafta tatili günü
hesaba katılmaz. Bir hafta cumartesi çalışılıp çalışılmamasına
bakılmaksızın 6 işgünü olarak düşünülür. Örnegin; yıllık izin hakkı
“14” gün olan bir işçiye hafta tatilleriyle birlikte toplam 16 gün
izin verilir.
|
|
- Işten tazminati verilerek çikartilacak bir iş görene
işe başlarken yemek ücreti veya fiilen işyerinde yemek verilmeyecegi
söylenmiştir. Şimdi kidem tazminat hesabini yaparken bu hesaba yemek
ücreti dahil edilecek midir?
Yürürlükten kaldırılan 1475 sayılı Kanun'un kıdem
tazminatını düzenleyen ve halen yürürlükte bulunan “14. Maddesi"
uyarınca; kıdem tazminatının hesabına esas oluşturacak ücretin
hesabında, işçiye ödenen maaş ve buna ilaveten her ay düzenli olarak
ödenen para ve parayla ölçülebilir kazançlar dikkate alınacaktır. Buna
göre; bir işçiye çalıştığı süre içinde yemek parası ödenmemişse;
sözleşmenin feshi durumunda kıdem tazminatının hesaplanması esnasında
yemek parasına ilişkin herhangi bir ilave yapılması gereği
bulunmamaktadır.
|
|
- 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi gereğince,
ihbar öneline bağlı olarak iş sözleşmesi feshedilecek bir işçinin,
bildirim süresi içinde iş kazası, hastalık vs. gibi sebeplerle
istirahatli duruma gelmesi halinde; iş sözleşmesinin fesih tarihi
istirahat süresi kadar uzar mı, yoksa istirahatli iken de iş
sözleşmesi feshedilebilir mi?
Herhangi bir işçinin iş
sözleşmesi, bildirim süreleri dikkate alınarak feshedildiğinde, bu
sürenin bitiminde sözleşme sona erer. Bildirim süresi içinde herhangi
bir nedenle rapor alınması, sözleşmenin bitiş tarihini etkilemez.
|
|
- Evliliği nedeniyle işten ayrılmak isteyen bayan,
ayrılma dilekçesini verdiği gün işi bırakabilir mi yoksa eleman bulma
konusunda işyerine kanunen zaman tanımak zorumda mıdır?
Kadının evlenme nedeniyle
işten ayrılmak istemesi durumunda; evlilik cüzdanının ibrazı ve bu
konuya ilişkin dilekçeyi vermesi yeterli görülmektedir. Bu durumda
işten ayrılmak için herhangi bir süre beklenmesi gerekmemekte, işçi
kıdem tazminatını alarak işi bırakabilmektedir. |
|